About Me
|
BU MİLLETİN VARLIĞININ TEK DAYANAĞI VARDIR ODA ORDUSUDUR. BU ORDUNUN DEVAMLILIĞININ TEK KAYNAĞI VARDIR O DA BU MİLLETTİR.
TAM BAĞIMSIZLIK İÇİN BAĞIMSIZ EKONOMİ ŞARTTIR.
MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ TARIMDIR.
|
Interests
|
FETULLAH GÜLEN: 'MUHAMMED ALLAH'IN RESULÜDÜR' DEMEYİN
Fetullah Gülen "Fasıldan Fasıla" adlı kitabında şöyle diyordu: "Herkes Kelime-i Tevhid'i esas alarak çevresine bakışı yeniden gözden geçirmeli ve ıslah etmelidir.
Hatta Kelime-i Tevhid'in ikinci bölümünü; 'Muhammed Allah'ın resulüdür' kısmını söylemeksizin, sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır". Görüldüğü gibi, ABD'nin emrine giren Fetullah Gülen, Müslümanlara açıkça Muhammed'i anmamalarını tavsiye ediyor.
Kafa karıştıran diyaloglar ; Gayri müslimlerle, diyalog, hoşgörü toplantıları devam ediyor; Urfa, İstanbul, Mersin... Bundan sonra da, değişik zeminlerde, mekanlarda devam edeceğe benziyor... Devam etsin, diyalogtan hoşgörüden kimsenin şikayeti yok.
Asırlardır bu zaten var. Burada duyulan endişe; acaba, dinimize bir zarar gelecek mi, gelmeyecek mi düşüncesi.
Endişe duyulacak sebepler de yok değil... Adam, ben çifte dinliyim, diyor. Kimse çıkıp da, bu vatandaşlığa benzemez, çifte dinlilik olmaz demiyor. Ayrıca İslamiyette, Müslüman kadın hıristiyan erkekle evlenemez de denmiyor. Yoksa, bunlar da mı teferruat olarak görülüyor! Doğrular dile getirilse kimse endişeye kapılmayacak.
Vatikan’ın 1999 yılında yayınladığı kitaptaki, “Bütün insanlar Hz. İsa’ya döndürülmeli, bütün insanlar vaftiz edilerek kilisede birleşmeli ve onun vücudu olan kiliseye girmelidir. Yollar, usuller, metotlar değişir; ama hedef hiç değişmez: Bütün insanları Hıristiyanlık dinine sokmaktır nihai maksadımız” ifadesi de kafaları karıştırıyor!
Bir de toplantıların sonunda alınan karalara bakıyorsunuz; hepsinin ortak noktası, dini tenkit ederek, yeniden yorumlayarak hoşgörü ortamı sağlamak... Tenkit ettiğin beğenmediğin şeyi nasıl başkalarına sunacaksın? Diyalog kurabilmek, dinimizi tanıtabilmek için takip edilen yol yanlış. Geçmişteki uygulamalardan örnekler vermek aslında yeterli... Bununla ilgili Peygamber efendimizin yazdırdığı vesikayı geçen hafta vermiştim. Şimdi de Hazret-i Ömer Kudüs fethedilince, Kudüs halkına verdiği “Eman” dan bahsetmek istiyorum. Hazret-i Ömer’in bu emanı da şöyle:
“Müslümanlar, onların kiliselerine zorla girmeyecek, kiliseleri yakıp yıkmayacak, kiliselerin herhangi bir yerini tahrip etmeyecek, mallarından az bir şey bile olsa almayacak, dinlerini ve ibadet tarzlarını değiştirmeleri ve islam dinine girmeleri için kendilerine karşı hiçbir zorlama yapılmayacak.
|
Favorite Music
Fetullah Gülen Kimdir? "Ermeni olan dedesinin Pasinlerli İbrahim Bey'in hizmetkarlığını yaptığı yıllarda, Rus işgali sırasındaki Ermeni ayaklanmasında İbrahim Bey ve ailesi Ermeni hizmetkarlarının tasallutuna uğrayınca, İbrahim Bey hizmetkarını ve onun ailesinin bir bölümünü öldürür.
Ardından, intihar eder. Olaydan sağ kurtulan Fethullah Gülen'in babası, 18-19 yaşlarındayken, İspir'e gelir ve yerleşir.
Fethullah GÜLEN: Müslüman adı alır ve bir Türk kızı ile evlenir. Gülen'in babasının, 'Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları kendi dinleri ile vuracak' dediği de rivayet olunur." ( E.M.H., 2 Haziran 1999)
www.tesbihat.com
|
Favorite Movies
DİNLERARASI DİYALOG VE HOŞGÖRÜ
Diyaloğun mahiyeti
Aslında, “Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü” yeni ortaya çıkmadı, asırlardır bu zaten vardı. Asrı Saadet’te ve sonraki zamanlarda, Müslümanlar, Hıristiyanlarla, Yahudilerle iç içe yaşadılar. Biribirlerinden borç aldılar; borç verdiler. Ticari alış veriş yaptılar.
Örneğin, Peygamber Efendimiz vefat ettiğinde, bir Yahudiye borcu vardı; Hazret-i Ali’ye bunu ödemesini vasiyet etti. Bu tür, komşuluk ve diğer insani ilişkiler zamanımıza kadar devam etti.
Kimse kimsenin, yaşayışına, ibadetine karışmıyor; isteyen Kilisesine, isteyen Havrasına gidiyor rahat bir şekilde dinlerinin icablarını yerine getiriyordu. Bu zaten İslâm dininin de bir emriydi.
Ancak, günümüzdeki diyaloglar bu insani, sosyal boyut ile sınırlı kalmadı. Dini inançlara ve yaşayışlara da yansıtıldı. Üç din mensuplarının bir araya gelip “vahiy” “Tanrı” inancı gibi konularda teologlar seviyesinde görüşmeler yapmaları, Papazların, Hahamların iftar yemeğine çağırılmaları; Müslümanların, Kilisede onların Yortu ve Noel günlerine katılmaları bunun muşahhas örneklerindendir.
İftar, Müslümanlar için dini muhtı bir yemektir. Dolayısıyla İslam dininin emrettiği şekilde ve İslami ölçüler içinde yapılır. Hâl böyle olunca şu soruyu sormamız gerekir: İftar yemeğinde, papazın ne işi var. Yine, Yortu ve Noel Hıristiyanların bir ibadetidir. Kendi şartlarına göre yapılır. Aynı şekilde burada da Müslümanın ne işi var? Hıristiyanlara, papazlara yemek ziyafeti verilecekse, iftar yemeği dışında başka bir zamanda verilemez mi? Özellikle iftar yemeğine papazın çağırılmasından maksat nedir?
|
Journal
Hacım hayırdır, senden sesler geliyor. –Daha yeni abdest aldım, ne sesi, ne gelmesi? –Öğle değil, senden zil sesi geliyor. –Tamam şimdi oldu, o sesler işte bu gazeteden geliyor. Her sabah getirip bırakıyorlar paspasın altına, ben de ara–sıra elime alıyorum. Zil sesine gelince: Bunlar öteden beri Ermeni lobisinin Türkiye temsilcileridirler. Genelde haçlı muhabbeti, özelde ise Ermeni muhabbeti bunların iliklerine kadar işlemiştir. Yetmiş milyonluk bir ülkenin Cumhurbaşkanını, üç milyonluk iftiracı bir ülkeye gitmeye ikna ettiler ya. Şimdi zafer sarhoşluğu ile her köşesinden zil sesleri geliyor. Bir tarafta üç milyonluk bir ülke, diğer tarafta yetmiş milyonluk bir ülke. Üç milyon olan ülke iftiracı, şirret, dünyanın dört bir yanını gezerek, oralarda lobi faaliyetleri yaparak bizim ecdadımızın onlara soykırım yaptığı yalanını yayıyor ve meclislerinde kabul ettiriyor. Yakın geçmişte ASALA terör örgütü eliyle onlarca diplomatımızı şehit ettirdi. Bugün PKK adı altında şehirlerimizi, kasabalarımız basarak güvenlik güçlerimizi şehit eden, ettirenler de yine onlar. Kardeş ülke Azerbaycan’ın topraklarını işgal altında tutanlar, yüzlercesini şehit edenler yine onlar. Bu gün halen evlenen her gencine sembolik olarak Erzurum haritası hediye edenler yine onlar. Osmanlı’nın dağılma sürecinde, yüz yıllarca ekmeğini yedikleri Müslüman Türk milletini arkadan hançerleyen, kapı komşusunu katleden, komşu köyleri ateşe verenler yine bunlar. Dönüp tersini iddia eden, dünyaya kabul ettirmeye çalışan da yine bunlar. Bütün bu iftiraların, katliamların muhatabı olan Müslüman Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsilen Cumhurbaşkanının söz konusu iftiracı ülkeye gitmeye ikna edilmesi, lobicilik tarihinde ender başarılardan biridir. - Haklı olarak şimdi zil takmış oynuyorlar. İçimizden biri; “Türkler bir milyon Ermeni’yi otuz bin kürdü kesti” dediği için ödül verip onun reklamını yapanlar şimdi iftiralarına onu referans gösteriyorlar. Aynen bunun gibi, Cumhurbaşkanının ziyaretini; “ne derseniz tamam, söylediklerinizin hepsine eyvallah” mealinde alıp iftiralarını bir adım daha öne taşmış olacaklar. –Peki, zamane zennelerinin bu işte ne çıkarı var ki, zil takıp oynamaya başladılar? –Hiç kimse karşılıksız ne zil takar ne de oynar. Belki de okkalı bahşişlerini peşin almışlardır. –Sen sen ol, hiç olmazsa bundan böyle eline alma bunu http://www.tesbihat.com
|
|
|
|
Hz. Omer arkadaslariyla sohbet ederken, huzura uc genc girerler.
Derler ki :
-"Ey halife, bu aramizdaki arkadas bizim babamizi oldurdu. Ne
gerekiyorsa lutfen yerine getirin."
Bu soz uzerine Hz.Omer suclanan gence donerek :
- Soyledikleri dogru mu diye sorar , Suclanan genc der ki :
-Evet dogru.
Bu soz uzerine Hz Omer;
-Anlat bakalim nasil oldu diye sorar:
Bunun uzerine genc anlatmaya baslar, der ki :
-"Ben bulundugum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanim
ailemle beraber gezmeye ciktik, kader bizi arkadaslarin bulundugu yere
getirdi. Afedersiniz hayvanlarimin arasinda bir guzel atim var ki
donen bir defa daha bakiyor, hayvana ne yaptiysam bu arkadaslarin
bahcesinden meyva koparmasina engel olamadim, arkadaslarin babasi icerden
hisimla cikti , atima bir tas, atti atim oracikta oldu.
Nefsime bu durum agir geldi, ben de bir tas attim, babasi oldu.
Kacmak istedim fakat arkadaslar beni yakaladi, durum bundan
ibaret" dedi.
Bu soz uzerine Hz Omer:
-"Soyleyecek bir sey yok, bu sucun cezasi idam.Madem sucunu da
kabul ettin" dedi.
Bu sozden sonra delikanli soz alarak
-"Efendim bir ozrum var" diyerek konusmaya basladi
- "Ben memleketinde zengin bir insanim, babam rahmetli olmadan
bana epey bir altin birakti. Gelirken kardesim kucuk oldugu icin
saklamak zorunda kaldim. Simdi siz bu cezayi infaz ederseniz
yetimin hakkini zayi ettiginiz icin Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz,
bana uc gun izin verirseniz ben emaneti kardesime teslim eder gelirim, bu
uc gun icinde yerime birini bulurum" der.
Hz. Omer dayanamaz der ki :
-"Bu topluluga yabanci birisin, senin yerine kim kalir ki?!"
Sozun burasinda genc adam ortama bir goz atar, der ki:
- "Bu zat benim yerime kalir." O zat Hz. Peygamber Efendimizin
(sav) en iyi arkadasarindan daha yasarken cennetle mujdelenen Amr Ibni As'
dan baskasi degildir. Hz.Omer Amr'a donerek,
- "Ey Amr, delikanliyi duydun" der.
O yuce sahabi
-"Evet, ben kefilim" der ve genc adam serbest birakilir.
Ucuncu gunun sonunda vakit dolmak uzere ama gencten bir haber
yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Omer'e cikarak genc'in
gelmeyecegi, dolayisiyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine
maktulun diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gencler razi olmaz ve
"babamizin kani yerde kalsin istemiyoruz" derler.
Hz. Omer kendinden beklenen cevabi verir der ki :
"Bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim."
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet icerisinde der ki :
-"Biz de sozumun arkasindayiz."
Bu arada kalabalikta bir dalgalanma olur ve insanlarin arasindan
genc gorunur. Hz. Omer gence donerek derki evladim gelmeme gibi onemli bir
nedenin vardi neden geldin?" Genc vakurla basini kaldirir ve (gunumuz
insani icin pek de onemli olmayan)
"AHDE VEFASIZLIK ETTI" demeyesiniz diye geldim der.
Hz.Omer basini bu defa cevirir ve Amr Ibni As'a der ki :
-"Ey Amr, sen bu delikanliyi tanimiyorsun nasil oldu onun yerine
kefil oldun".
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyyen razi olsun, vakurla
kanimizi donduracak bir cevap verir,
-"Bu kadar insanin icerisinden beni secti.
"INSANLIK OLDU "dedirtmemek icin kabul ettim" der.
Sira genclere gelir, derler ki :
-"Biz bu davadan vazgeciyoruz."
Bu sozun uzerine Hz Omer :
-"Ne oldu, biraz evvel "babamizin kani yerde kalmasin" diyordunuz
ne oldu da vaz geciyorsunuz?" der.
Genclerin cevabi da dehsetlidir :
-"MERHAMETLI INSAN KALMADI" DEMEYESINIZ DIYE ...